Batı Trakya Online

Vize Görüşmeleri ve Turizm Fırsatı

Dr. Ioannis N. Grigoriadis

Dr. Ioannis N. Grigoriadis

Yazarın şu ana kadar yazılmış 45 makalesi bulunuyor.
Vize Görüşmeleri ve Turizm Fırsatı

Türkiye ve Avrupa Birliği arasında vize muafiyeti tartışmaları sürerken, vize konusunun Türk- Yunan ilişkilerinin sivil toplum ve kamuoyu seviyesinde gelişmesi için ne kadar önemli olduğunu hatırlamakta fayda var.

Bu konuda ilk cesur adım Türkiye’den atılmıştı. Turgut Özal döneminde ve Özal–Papandreu Davos görüşmelerinden sonra alınan sürpriz bir kararla, Yunanistan vatandaşları için vize uygulaması tek taraflı kaldırılmıştı. Bu karardan sonra, Yunanistan’dan Türkiye’ye gelen turist akını giderek arttı. Birkaç sene önce Türkiye’ye geliş daha kolay olmuştu: Artık Yunanistan vatandaşları, pasaport değil, yeni, –yani hem Yunan hem Latin harfli–, kimlikleriyle Türkiye’ye seyahat edebiliyorlardı. Yunanistan ekonomik krizine kadar bu sert artış eğilimi devam etti. İstatistiklere bakarsak, bir senede Türkiye’yi ziyaret eden Yunan turist sayısı 800.000’i aşmıştı. Bu rakam, Yunanistan nüfusunun yaklaşık yüzde 8’ini teşkil etmekteydi. Ekonomik kriz meydana gelmesinden sonra bile, Türkiye’ye gelen Yunan turistlerin sayılarında ciddi bir düşüş yaşanmadı.

Diğer taraftan, Yunanistan vize muafiyeti konusunda Türkiye kadar cesur olmadı. İster iki ülke arasında nüfus farkı, ister Türkiye’den yasadışı göç korkusu, ister Kıbrıs ve ikili ihtilaflardan dolayı, Yunanistan, çok daha temkinli davranıp, diğer Avrupa Birliği ülkelerinin uyguladığı genelde devlet memurlarına verilen ‘yeşil pasaportlara’ bile vize muafiyeti uygulamıyordu. Daha sonra da Schengen Antlaşması’na taraf olunca Yunanistan, vize konularında çok devletli bir karar mekanizmasına katıldı. Artık Yunanistan tek taraflı vize zorunluluğu koyamayacaktı. Buna rağmen, Türk- Yunan ilişkilerinde uzlaşma süreci, vize konusunda er ya da geç yansımasını bulacaktı.

İlk başta ‘yeşil pasaportlara’ vize zorunluluğu kaldırılmıştı. Daha sonra da, doğu Ege adalarında ‘bölgesel vize’ uygulaması başladı. Midilli, Sakız, Sisam, İstanköy ve Rodos gibi doğu Ege adalarına seyahat etmek isteyen Türkiye vatandaşları, Yunanistan konsolosluklarında değil, artık adalara vardıklarında kısa vadeli ve sadece adalar için geçerli olan vizeye başvurabilirdi. Bu uygulama, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Yunanistan’a ziyaretini kolaylaştırdığı için, Yunanistan’a giden Türkiyeli turistlerin sayısında son senelerde ciddi artış görüldü. Özellikle Doğu Ege adalarında görülen bu gelişme, yerel ekonomiye çok büyük destek oldu. Ülke seviyesinde yaşanan ekonomik krizinin yerel etkisini önemli ölçüde sınırladı.

Peki, Türkiye ve Avrupa Birliği arasında antlaşma olup, Türkiye vatandaşları için Schengen vize muafiyeti gerçekleşirse, durum ne kadar değişir?

Turizm sektörünün uzmanlarına göre, Yunanistan’ı ziyaret eden Türkiyeli turistlerin sayısı, hâlâ potansiyelin çok altında. Demek ki, vize zorunluluğu kaldırılırsa eğer, çok ciddi bir artış sözkonusu olabilir. Türkler, Yunanistan turizm sektörünün en önemli müşteri grupları arasına kolayca girebilirler. Böylece çoktan beri Türkiye’yi ziyaret eden milyonlarca Yunan turistlerin yanında, artık milyonlarca Türk turistleri Yunanistan’ı ziyaret edebilirler.

Her iki tarafa turist akınını dengeleyecek olan böyle bir gelişmenin sadece ekonomik faydaları yok. Bu ziyaretlerin çoğalması, halk seviyesinde iletişimin artması, karşılıklı önyargı, ötekileştirme yıpranmasına katkıda bulunabilir.

Yukarıdaki tespitlere göre, vize muafiyeti konusunda Avrupa Komisyonu’nun olumlu önerisi, birçok diğer konuda olduğu gibi, Türk-Yunan ilişkilerinde de kaçınılmaz bir fırsat oluşturur. Türkiye, antlaşmanın gerçekleştirilmesi için kendisine düşen görevi yaparsa, yakında Türk- Yunan ilişkilerinde çok olumlu gelişmelere yol açabilen yeni bir dönüm noktasından bahsedebiliriz.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ