Batı Trakya Online

Siyasi irade ve kararlılık

Aydın Bostancı

Aydın Bostancı

Yazarın şu ana kadar yazılmış 24 makalesi bulunuyor.

Ülkemiz Yunanistan çok zor bir dönemden geçerken, en başta ekonomik kriz, alınan tedbirler, grev ve protestoların yanı sıra çeşitli sorunların çözümü konusunda siyasi kararlılık ve güçlü bir iradeye hiç şüphesiz her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyor.

Gün geçtikçe derinleşen ekonomik kriz, vatandaşı karamsarlığa iterek geleceğe yönelik umutlarını endişeye sevk ederken, Troyka’nın gün geçtikçe artan baskıları, hükümeti daha fazla önlem almaya, önlemler hayata geçirildikçe de vatandaşın hiddet ve öfkesi artmaya devam ediyor.

Başbakan Papandreou “belki tekrar seçilemeyebilirim fakat bu önlemleri hayata geçirmeye mecburuz ve bunu yaparak başaracağız” diyerek bir şekilde kararlılığını ortaya koyuyor ve bakanların da kararlılıkla reformları ilerletmelerini istiyor.

Görülen o ki hükümet, yapılan tüm grev ve protesto gösterilerine rağmen, ekonomik krizle mücadele kapsamında alınan önlemlerde, Kalikratis planının tamamen uygulamaya konulmasında ve eğitimde yapılan geniş kapsamlı reformları ilerletmede, geri adım atacağa benzemiyor. Çünkü şimdiye kadar özellikle ülkemizde kanuni düzenlemeleri hayata geçirmede ciddi sıkıntılar yaşanıyor, bunun üzerine siyasi irade de çoğu zaman geri adım atmak zorunda kalıyordu.

İlginçtir, ülkemizin ekonomik olarak en zayıf olduğu dönemde siyasi iktidarın sergilediği kararlılık, genel anlamda azınlıkla ilgili sorunlara da yansıyacağa benziyor. Azınlığın eğitim, siyasi ve kültürel alanda karşılaştığı sorunlar konusunda siyasi iktidarın azınlıkla diyaloga girmekten kaçınmaması, önemli bir gelişmedir.

Eğitim alanında S.Ö.P.A ve okul birleştirmeleri konusunda, diyalog sürecinin başlatılmış olması önemlidir. Aynı siyasi kararlılığı yapılan tüm provokasyonlara rağmen kültürel ve dini hassasiyetler noktasında da görmek mümkün. On yıllardan beri metruk bir halde duran ve bir çok finansman programına dâhil edilmesine rağmen yenileme çalışmaları yıllarca ilerletilmeyen Dimetoka’daki tarihi Çelebi Mehmet Camii’ne bizzat İçişleri Bakanlığı tarafından 4 milyon evro ödenek ayrıldığı açıklandı.

Bunu alabildiğince eleştiren basındaki bazı provokatif yayınlara ise, İçişleri Bakan Yardımcısı ve aynı zamanda Evros PASOK milletvekili olan Yorgos Dolios, Dimetoka’daki bu tarihi yapının bir kültürel miras olduğunu ve kim ne şekilde tahrifat yaparsa yapsın, Çelebi Mehmet Camii’ni yenileyeceklerini ifade ederek bakanlığın bu yöndeki kararlılığını sergilemiş oldu.

Benzer bir durumu bir süre önce basında da geniş yer bulan İskeçe’deki Dolaphan camii mevzusunda da görmek mümkün. Eğitim Bakanlığı’nın inşaat çalışmaları için gerekli izni imzaladığı ve 700.000 evroluk astronomik cezanın düşürülmesi yönünde bizzat Eğitim ve Dinişleri Bakanı Anna Diamandopulu’un yakından ilgilendiği belirtildi. Bakanlığın bu olumlu yaklaşımından sonra bazı çevreler ise mutluluk duyacaklarına açıkça bu yöndeki rahatsızlıklarını dile getirmketen çekinmediler.

Halbuki din ayrımı gözetilmeksizin herkesin kullanımına açık olacak olan bir ibadet mekanı konusunda, yetkililerin ilgilenmesi ve duyarlı davranmasından bütün herkes memnuniyet duymalıdır. Çoğunluk basınında çıkan bazı haberlerde benzer yaklaşımların kiliselere de yapılması talebi gündeme getirildi. Eğer herhangi bir kilisede de benzer bir sorun varsa, bunun giderilmesinden azınlık olarak memnuniyet duyarız.

Çünkü cami gibi kilise de bir ibadet mekânıdır ve bu tür ibadet mekânlarına konulan yüz binlerce evro para cezalarının düşürülmesinden veya aza indirgenmesinden herkes memnuniyet duymalıdır. Çünkü ibadet mekânları kimsenin babasının malı değil, topluma mal olan mekânlar, asıl eleştirilmesi gereken bunun tam aksidir yani yetkililerin bu tür mevzulara duyarsız ve ilgisiz kalmalarıdır. Kimsenin ne camiden ne de kiliseden şahsi bir çıkarı söz konusu olamaz.

Ayrıca hiç kimse ibadet mekânı olduğu için resmi prosedürün izlenmemesini veya kaçak inşaatın yapılmasını savunmuyor ve desteklemiyor ki! Eğer bu yönde bir problem varsa, bunun giderilmesi için çaba sarf ediliyor. Bu hassasiyeti göstermek her şeyden önce insani bir görevdir çünkü kaçak olarak yapılmış özel bir mülkten bahsetmiyoruz,  astronomik cezaların verildiği bir ibadet mekânından bahsediyoruz ve yetkililerin sorunun giderilmesi yönünde çaba sarf etmeleri kadar normal bir durum olamaz.

Çoğunluk ve azınlık siyasetçileri asıl bu tür sorunların giderilmesinde rol oynamalı ve iradelerini ortaya koymalıdırlar. Nitekim kısa bir süre önce bölgeyi ziyaret eden Nea Dimokratia Partisi Genel Başkanı ve Ana muhalefet lideri Andonis Samaras’ında Dolaphan camiine verilen astronomik cezanın düşürülmesi yönünde çalışacağına yönelik söz verdiği belirtiliyor.  Bundan daha normal ne olabilir? Cami ve kilise gibi ibadet mekânları topluma zarar vermez, veremez, niçin bu kadar dini ve kültürel yapılardan korkanlar var, anlamak mümkün değil.

Sonra nerede olursa olsun, ibadet mekânlarını olduğu gibi kabul etmek ve onlara saygı göstermek her şeyden önce insani bir vazifedir. Bunları değiştirmek, tahrif etmeye kalkışmak hem tarihe saygısızlık, hem de insanlığa saygısızlıktır. Daha geçenlerde İskeçe’deki Kütüklü Baba Türbesine yapılan tahrifatı, büyük üzüntüyle okudum.

Benzer tahrifatlar Ilıcada’ki Nefes Baba, Taşlık’taki Hıdır Baba Tekkelerinde de yapıldı. Halbuki yıllardır azınlık ve çoğunluk arasında birlikte yaşama noktasında son derece uyumlu bir süreç yaşanırken, bazı çevreler inatla azınlık-çoğunluk ilişkilerini bozmaya, dini farklılığa saygıya gölge düşürmeye çalışıyorlar.

Fakat bu tür eylemlerle azınlık-çoğunluk ilişkilerini dinamitlemeyi kendilerine hedef sayan çevreler, amaçlarına gerçekte hiç bir zaman ulaşamayacaklardır. Çünkü ibadet mekânlarına, mezarlıklara, saldırılar ve tahrifatları benimseyecek ve bundan galeyana gelecek dönemler artık geride kalmıştır.

Bir camiye, havraya veya kiliseye saldırmak çirkinlik ve barbarlıktan öteye geçen bir davranış değildir. Siyasi iktidarlar, bu tür durumlarda asla geri adım atmamalı ve kararlılıklarını açıkça ortaya koymaktan çekinmemelidirler. İşte ancak o zaman herkesin ballandıra ballandıra söylediği “birlikte yaşam ve farklılıklara saygı” kavramları tam olarak hayata geçecektir.

Aydın Bostancı, Azınlıkça Dergisi

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ