Batı Trakya Online

AB Üyeliği Öncesinde Yunanistan Ekonomisi – Bölüm 4

Ahmet Serdar

Ahmet Serdar

Yazarın şu ana kadar yazılmış 8 makalesi bulunuyor.

2.5 Yunanistan Katılım Anlaşması

Topluluk ile Yunanistan arasındaki entegrasyonun teknik ayrıntılarını içeren katılım anlaşmasının bazı maddelerine bu bölümde özetle değinilecektir.

Katılım Anlaşmasında yer alan genel ilkeler, Yunanistan’ın Topluluğun kabul ettiği bütün anlaşmaları, kanunları, kararları yönetmelikleri kabul etmesini, Topluluğun üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmalara taraf olmasını ve diğer üye ülkelerin veya topluluğun taraf olduğu uluslararası kuruluşlar veya uluslararası anlaşmalar karşısında gereken düzenlemeleri yapmasını öngörmektedir. Katılım Anlaşması, benimsenen genel ilkelerin uygulanması için gerekli sürede geçerli olacak bazı geçiş maddeleri getirmekte ve bütün bu maddelerin 1985 yılı sonunda yürürlükten kalkacağını belirtmektedir.

Katılım Anlaşmasının geçiş dönemi şartlarını belirleyen kısmı beş bölüm ve 130 maddeden oluşur. AET organlarına uyum ve kanunlarda yapılacak değişikliklere vurgu yapıldıktan sonra malların serbest dolaşımı ve gümrük birliği ile ilgili düzenlemelere geçilmektedir. Buna göre: Ortak gümrük tarifesine uymak için Yunanistan üçüncü ülkelere uyguladığı vergileri yılık %20 oranında düşürmek suretiyle 1986 yılında ortak gümrük tarifesini uygulamaya başlamış olacak bir başka değişle AET ile gümrük birliğine girmiş olacaktır. AKÇT’ ye uyum içinde buna paralel bir takvim düzenlenmiştir.

Yunanistan 1.1.1981 tarihinden itibaren ortak gümrük tarifesi ve AKÇT mevzuatına uymakla yükümlüdür. Ancak katılma anlaşmasında öngörülen uyumu gerçekleştirmek için gerekli bazı düzenlemeleri bu mevzuata ekleyebilir.

Katılım Anlaşmasının 35.ci maddesi, ithalat ve ihracat üzerindeki miktar kısıtlamalarının ve eş etkili tedbirlerin katılma tarihinden itibaren Topluluk ile Yunanistan arasında kaldırılmasını öngörmektedir. Ancak Yunanistan bazı maddeler üzerindeki kısıtlamayı 31 Aralık 1985’e kadar uygulayabilecektir. Katılım Anlaşması üye ülkelerden yapılan ithalata uygulanan ithalat teminatları ve eş etkili tedbirlerin de yıllık %25 olarak kademeli bir şekilde kaldırılmasını öngörmektedir.

2.6. AET – Yunanistan Gümrük Birliği Anlaşmasının Özellikleri ve Türkiye’ninki ile Karşılaştırması

Yunanistan ile AET arasındaki gümrük birliğinin yoğunluk derecesi ve uygulanış biçimi ise AET ile Türkiye arasındaki birçok hususta olduğu gibi Türkiye’nin Gümrük Birliğinden çok farklıdır. Yunanistan’ın ortaklık ilişkisinde hazırlık dönemi öngörülmediği için, doğrudan doğruya gümrük birliğinin geçiş dönemi ile başlamıştır.

Gümrük birliğinin gerçekleştirilme süresi, Yunanistan yönünden Atina Anlaşmasıyla ortaklık ilişkisinin kurulmasını müteakiben bir kısım mallar için 12 yıl diğer bazı mallar için 22 yıldır. 22 yıllık geçiş dönemine tabi tutulan mallar anlaşmanın imzalandığı tarihte Yunanistan’da imal edilen hemen hemen bütün sınaî ürünleri kapsamaktadır. 22 senelik listede yer alan ürünlerle ilgili ortak gümrük tarifesine uyumun yine aynı sürede tamamlanması gerekmektedir. Uzun süreli listede ilk on yılda Yunan Gümrük Tarifesinden ( her 2,5 yılda %5 hesabından) daha sonraki dönemde her 1,5 yılda (%10 hesabından son üç yılda her yıl %10 oranında) indirim yapılmak suretiyle Ortak Gümrük Tarifesine (OGT) %20 uyum sağlanacaktır.

Kurulacak sanayilerin korunması için anlaşmanın 18.inci maddesinde özel hükümler yer almaktadır. Türkiye’nin imzalamış olduğu Katma Protokolden farklı olarak bu hükme göre Yunanistan’a Ortaklık Konseyi’nin onayını almak zorunda kalmadan, kurulacak yeni sanayi dallarını korumak amacıyla yeniden gümrük vergisi oranlarını (azami ad valorem %25 oranında) yükseltmek hakkı verilmektedir. (Atina Anlaşması mad. 18/2 ). Ancak bu özel hükümlerden faydalanabilecek olan kalemlerin Yunanistan’ın 1958 yılındaki toplam ithalatının %10’unu geçmemesi şartı getirilmiştir. Ayrıca Ortaklık Konseyinin müsaadesi alınarak %10 oranının da üstüne çıkabileceği belirtilmiştir. Yine Ortaklık Konseyinin müsaadesiyle kontenjan usulüne de başvurabilir. Ancak kontenjan için %10’luk şarta uyma zorunluluğu vardır.

AT üyeleri de Yunanistan’dan ithal edecekleri sınaî mamullere ve bazı tarım ürünlerine (özellikle meyve ve sebzelere) gümrük muafiyeti uygulamayı kabul etmişlerdir.  Yunanistan 12 yıllık listede yer alan mallar bakımından AET ile Gümrük Birliğini 1.11.1974’te gerçekleştirmiştir. Yani bu malların gümrükleri tamamen kalkmış ve OGT uygulanmaya başlamıştır. 22 yıllık listenin indirimleri de %36’yı bulmuştur. Miktar kısıtlamaları bakımından Yunanistan AET’den 1958 yılında yapmış olduğu ithalatın değer olarak %80’ini 1.11.1972’de liberasyona tabi tutarak konsolide etmiştir. 1.07.1968’den beri sınaî ürünlerin AET’ye ihracı zaten gümrüksüz olmaktadır. 22 yıllık listede yer alan mallarla ilgili OGT’ ne uyumda 1.11.1984’te tamamlanmış olacaktır. 12 yıllık malların gümrük birliğinin gerçekleşmesi üzerine Yunanistan tam üyelik için AET’ye başvurmuştur. Ancak Yunanistan başvurusunda öteki katılmalarda olduğu gibi 5 yıl kadar yeni bir geçiş dönemini ve bu dönemde bazı özel kuralların kabulünü de istemiştir.

28 Mayıs 1979’da imzalanıp, 1 Ocak 1981’de yürürlüğe giren Katılım Anlaşması’nın ise 24 – 34 maddeleri OGT’ ye uyum konusundadır. Buna göre OGT’ ye geçiş yeniden düzenlenmekte ve bir takvime bağlanmaktadır.   Bu takvime göre gümrük vergileri ve eş etkili vergilerin aşağıdaki takvime göre indirilmesi öngörülmüştür:
1 Ocak 1981 %10
1 Ocak 1982 %10
1 Ocak 1983 %20
1 Ocak 1984 %20
1 Ocak 1985 %20
1 Ocak 1986 %20

Böylelikle 1 Ocak 1986’dan itibaren Yunanistan tam olarak OGT ve AKÇT tarifesini uygulamış olacaktır.

Ankara Anlaşması ise Türkiye’nin üyeliği hedefine yönelik olarak hazırlık dönemi, geçiş dönemi ve nihai dönem olmak üzere üç aşamadan oluşan bir entegrasyon modeli öngörmüştür. İlk dönem Ankara Anlaşmasının yürürlüğe girdiği 1 Ocak 1964’te başlar. Taraflar arasındaki ekonomik farklılıkları azaltmaya yönelik hazırlık dönemi olarak belirlenen bu dönemde, Türkiye herhangi bir yükümlülük üstlenmemiştir. Buna karşılık topluluk, 1 Ocak 1973 tarihinde yürürlüğe giren Katma Protokol çerçevesinde 1971 yılından itibaren tek taraflı olarak, bazı petrol ve tekstil ürünleri dışında Türkiye’den ithal ettiği tüm sanayi mallarına uyguladığı gümrük vergileri ve miktar kısıtlamalarını tek taraflı olarak sıfırlamıştır. Katma Protokolün yürürlüğe girmesiyle hazırlık dönemi sona ermiş ve “geçiş dönemine” ilişkin koşullar belirlenmiştir. Bu dönemde taraflar arsında sanayi ürünleri, tarım ürünleri ve kişilerin serbest dolaşımının sağlanması ve gümrük birliğinin tamamlanması öngörülmüştür. Türkiye geçiş döneminde AET’den ithal ettiği sanayi ürünlerine uyguladığı gümrüklerini 12 – 22 yıllık listeler dâhilinde kademeli olarak azaltarak sıfırlamayı ve topluluğun OGT’ sine uyum sağlamayı üstelenmiştir.   Ancak 1970’li yılların başından itibaren topluluk ile Türkiye arasındaki ilişkiler istikrarsız bir gelişim sergilemeye başlamış Nisan 1987’deki tam üyelik müracaatı Aralık 1989 da reddedilmesine rağmen üyelik açısından önemli bir adım oluşturacağı inancıyla Türkiye öncelikle gümrük birliğini tamamlamayı hedeflemiş ve bunun için gerekli çalışmalara hız vermiştir. Bu çerçevede 6 Mart 1995 tarih ve 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı (OKK) uyarınca, 1 Ocak 1996 tarihinde Gümrük Birliği tamamlanmış ve Türkiye – AB ortaklık ilişkisinin son dönemine geçilmiştir.

2.7. Topluluk ile Yunanistan Arasında Katılım Sonrası Ortaya Çıkan Ekonomik Sorunlar

1981 yılı ekim ayında Andreas Papandreu liderliğindeki PASOK Hükümeti, Yunan Ekonomisindeki yapısal bozuklukları teşhis edip bir dizi tedbir aldıktan sonra, Mart 1982’de Yunanistan’ın AET ile ilişkilerini değerlendiren ve AET’den Yunanistan’ın taleplerini belirten bir memorandum hazırlayıp bunu başta komisyon olmak üzere topluluğun ilgili birimlerine sunmuştur. Memorandumda özetle şu görüşlere yer vermilmiştir.

“AET kuralları temelde Topluluğun gelişmiş üyeleri yararına, daha az gelişmiş üyeleri zararına işlemektedir. Yunanistan’ın içinde bulunduğu ciddi ekonomik sorunlar tam üyelikten sonra daha ciddi boyutlara ulaşmıştır. Yunanistan ekonomisinin sorunları, temelde yapısal bozukluklar ve sosyal bölgesel dengesizliklerden kaynaklanmakta olup hükümet bu sorunlara çözüm getirmek amacıyla çeşitli tedbirler almıştır. Ancak, Topluluk bütçesinden, daha az gelişmiş ülkelere ve özellikle Yunanistan’a yapılan kaynak aktarımı yetersizdir. Akdeniz bölgesine ve bu bölge içersinde Yunanistan’a tanınan kolaylıklar dengesizdir. Yunan hükümeti, Yunan ekonomisinin sorunlarının bir dizi özel düzenlemelerle giderilebileceği inancındadır. Bu düzenlemeler, Topluluk mali kaynaklarından daha geniş şekilde yararlanılması ve belirli bir süre için Topluluk kurallarında Yunanistan lehine bazı farklı uygulamalara gidilmesiyle gerçekleştirilebilir. Roma Anlaşmasının, ekonomik gelişmenin ve hayat standartlarının yükseltilmesine ilişkin 92 ve 93 nolu maddeleri ve Katılma Anlaşmasının 7.nci protokolü çerçevesinde bu düzenlemeler yasal yönden gerçekleştirilebilir. Ayrıca yeni bir Akdeniz Kalkınma Fonu oluşturulması, Yunan adalarına ve sınır bölgelerine yeni mali imkânlar tanınması gereklidir.”

Yukarıdaki bölümlerde açıklandığı gibi 1974 krizi bir tarafa bırakılırsa Yunanistan ekonomisi 1978 yılına kadar bir gelişme süreci içindeyken bu tarihten sonra bir duraklama, hatta gerileme eğilimi göstermeye başlamıştır. Tam üyelikle birlikte AET(9)’lar ile mevcut gelişmişlilik farkının kabul edilebilir bir düzeye ulaşacağı yolunda beslenen umutlar da en azında ilk yıllarda boşa çıkmaktadır.

Yunan hükümeti Topluluk ile bütünleştikten hemen sonra mali, parasal ve kredi sorunlarına ilişkin aldığı bir takım tedbirlerle ortaya çıkan negatif eğilimi tersine çevirerek yapısal bozukluklarla mücadele etmeyi planlamaktadır. Söz konusu tedbirlerin 1982 yılı sonunda; milli gelirde hafif bir artışa, ödemeler dengesi açığında azalmaya, enflasyon oranında düşmeye, kamu kesimi açığında da (GSMH’nın %17’sinden %15’ine) düşmeye yol açması ümit edilmiştir.

Alınan tedbirlere rağmen ülkede yaşanan makro ekonomik ve yapısal sorunlar, tam üyeliği izleyen 1980’li yıllar boyunca daha da belirginleşmiştir. Zira Yunanistan Topluluğa uyum için yaptığı hazırlıklar ve tam üyelik sonrası kat edilmesi gereken aşamaların gerçekleşmesinde yetersiz kalmıştır. Sonuç olarak da Yunanistan ekonomisi ile Topluluğun diğer üyeleri arasındaki farklılıklar artmıştır.

Ülkede artan ekonomik sıkıntılar sonunda, Topluluğun diğer üyeleriyle gittikçe artan farklılıkları da giderebilmek amacıyla söz konusu tedbirler alınmış drahminin değeri %15 oranında devalüe edilmiş, ücret ve fiyatlar dondurulmuş, bir takım ithalat kalemlerinden faizsiz depozito alınmış, emisyon kontrol altına alınmaya çalışılmıştır. Hükümetin almış olduğu tedbirleri desteklemek amacıyla Topluluk Yunanistan’a 1,75 milyar €’lük kredi sağlamıştır. Söz konusu tedbirler tam olarak hedefine ulaşmamış gözükse de 1987 yılının ikinci yarısından itibaren ekonomide olumlu gelişmeler gözlenmeye başlamış enflasyon, cari işlemler açığı ve bütçe açığında düşüş kaydedilmiştir.

Yunanistan’ın ticaret dengesi tam üyeliğin ilk yıllarında bozulmuş, ancak, alınan tedbirlerin etkiyle 1982 yılından itibaren tekrar düzelmeye başlamıştır. 1985 yılına kadar dış ticarette gözlenen iyileşme, ihracatın ithalatı karşılama oranını arttırsa da sonraki yıllarda ithalat ve ihracat arasındaki makas gittikçe açılmıştır.

Yunanistan’ın ithalatı içinde Topluluğun payı 1980 yılında %42 iken üyeliğin ilk yılında %51 düzeyinde gerçekleşmiştir. Tam üyelik öncesi birkaç yıla oranla, üyeliği izleyen ilk yıllarda düşen Topluluğa yönelik ihracat, izleyen yıllarda ithalatta gözlenene paralel bir gelişme göstermiş ve Yunanistan’ın toplam ihracatı içinde Topluluğun payı 1975–1985 yılları arasında %40 iken 1986 – 1990 yılları arasında %57,7’ye yükselmiştir.

Yunanistan’ın tam üyeliğinin ardından gelen on yıl içinde Topluluğa üye ülkelerde gözlenen devletin ekonomik faaliyetlerinin azaltılması eğilimi Yunanistan’da PASOK iktidarının da etkisiyle pek hissedilmemiştir. PASOK ideolojik yönü çok ağır basmasa da sosyalist bir partidir. Devletin ekonomiye müdahalesine sıcak bakmaktadır. Kamu sektörünün ağırlığı ekonomi politikasının da temelini oluşturmaktadır.

Özetle üyeliğin ilk on yılında tüm bu makro ekonomik dengesizlikler ve toplam borç stokunun iktisadi gelişmeyi yavaşlatan etkisi tüm üye devletler içinde Yunanistan’ı ekonomik performans bakımından en alt sıralara itmiştir.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ