“Bu neyin kavgası?”

Batı Trakya

Malumunuz; son zamanlarda milletvekilleriyle, üç Azınlık kurumu arasında bir gerginlik yaşanıyor…

Avrupa Batı Trakya Türk Federasyonu’nun milletvekillerini kınayan açıklamasıyla başlayan gerginlik, ardından Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği (BTTDD) Genel Başkanı’nın yaptığı açıklama ve geçtiğimiz hafta da Danışma Kurulu Başkanı’nın Azınlıkça’nın internet sitesine yaptığı çarpıcı açıklama ile, iyice tırmandı…

En son olarak da, haberini gazetemizde de okuyacağınız üzere, BTTDD Başkanı’nın yine söz konusu internet sitesine yaptığı açıklamayla, tartışmanın sürdüğünü ve kolay kolay da, kapanmayacağını anlıyoruz. Çünkü deyim yerindeyse, taraflar arasında kılıçlar çekilmiş ve tam bir savaş durumu var…

Şimdi bu noktadan sonra da, işin tatlıya bağlanması ve tüm Azınlık insanının hayal ettiği, istediği birlik – beraberlik ortamının oluşması, ancak Azınlık içerisinde yeni ve sağlıklı bir yapılanmayla mümkün olabilir.

Aslına bakarsanız, yapılan açıklamalardan anlıyoruz ki, taraflar arasındaki bu gerginlik, içten içe uzun bir süreden beri yaşanıyormuş, ancak kamuoyuna yansımadığı için, halkın bundan haberi, yoktu…

Birden bire ortaya çıkan bu gerginliğin ardından, halk da şaşırmış olacak ki, geçtiğimiz hafta gazeteyi dağıtırken karşılaştığım tek bir soru vardı, o da: “Neler oluyor; bunlar neyin kavgasını yapıyor…” idi.

Tabii yaşanan bu durum karşısında, sokaktaki insan kadar olmasa bile, ben de şaşırmış olduğumdan, soranlara net bir cevap, veremedim. Gerçi, öyledir, şöyledir gibilerinden bir şeyler söylemeye çalıştım ama, doğrusuya, verdiğim bu cevaplarla, o insanlar bir yana, kendimi de pek tatmin edemedim…

Benim kafamın karışıklığını sezmiş olacak ki, o malum soruyu soranlardan biri gülümseyerek, beni bir kenara çekti ve: “Şimdi sana anlatacaklarımı iyi dinle. Belki kafanın karışıklığı biraz olsun geçer” diyerek başladı anlatmaya…

“Bundan epey bir yıl önce, yani rahmetli Dr. Sadık daha hayatta iken; Azınlık içinde, yine böyle bir kavga yaşanmıştı. Bir grup: ‘Azınlıkta bizim dediğimiz olur’ derken, diğer taraf ise: ‘Hayır bizim dediğimiz olur’ diyordu…  İşte bu dönemde, azınlığa yön verenler, bir konuyla ilgili olarak toplanmışlar. Benim de o gün bir vesileyle, o toplandıkları yere gitmem gerekti. Kapıya geldiğimde, içeriden yükselen seslerden, büyük bir kavganın yaşandığını anladım. Kapıyı çaldım, içeri girdim. Tabii ben girince, konu kapandı…

Birkaç gün sonra, o gün içeride bulunanlardan biriyle, yolda karşılaştık. Kendisiyle epey samimi olduğumuz için de, hemen o günkü kavganın nedenini sordum. ‘Neydi o gün paylaşamadığınız?’ dedim. ‘Bak; çok basit bir örnekle anlatayım’ dedi.

‘Şimdi bizim önümüzde, bir tepsi pilav var. Sofranın etrafındaki herkes, bu pilavdan kaşıklıyor. Ama biri, bu pilav tepsisini tutup kendi önüne çektiğinde, ha işte o zaman, sorun çıkıyor… Anlayacağın, mesele bundan ibaret…’.

İşte böyle… Sana anlattığım bu hikâye, belki biraz olsun, kafandaki taşları yerli yerine koymaya, yardımcı olur…”.

Bu ilginç hikâyeyi anlatana dedim ki: “Hadi canım sizde… Ne yani? Bu topluma yön verme iddiasında olan bazı kişiler, toplum çıkarlarını koruyup kollama yükümlülüklerini bir kenara bırakıp, sadece ve sadece, bir kaşık daha fazla pilavı mideye indirmenin derdinde mi? Bunu söylemeye mi çalışıyorsunuz? Olmaz öyle şey; asla inanamam ben buna!..”.

Evet; ben kendi adıma inanmadım, inanamadım… Ama kafam da, hâlâ karışık!.. Sizleri, bilemem tabii… Fakat, birçoğunuzunkinin, benim gibi, karışık olduğunu tahmin ediyorum!..

Öyleyse oturup tahmin yürütmek yerine, ne olduğunu, neyin kavgasının yapıldığını anlayabilmek için hem sizin, hem de kendi adımıza soralım:

Beyler; gerçekten bu neyin kavgası?

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ