Bizler de kendimizi, vatanımızda hissetsek!

Batı Trakya

Hatırlayacaksınız; bundan bir buçuk veya iki ay önce, İstanbul Rum Azınlığı’nın gazetelerinden “Apoyevmatini”, içine düştüğü ekonomik sıkıntı nedeniyle, kapanacağını açıklamıştı…

Abone sayısının azlığından dolayı, Türkiye’deki yasalara göre, son yıllarda Basın İlan Kurumu’ndan destek alamayan gazete, kriz nedeniyle Yunanistan’dan aldığı reklamlar da kesilince, kamuoyuna, 86 yıldır devam eden yayın hayatına, son vereceğini duyurmuştu.

Bu duyurunun hemen ardından ise, Türkiye Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla, Türk Basın İlan Kurumu harekete geçmiş ve ülkedeki tüm azınlık gazetelerine, destek sağlanacağı müjdesini vermişti. Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, ikisi haftalık 6 azınlık gazetesinin sahibi ve temsilcileriyle Ramazan Bayramı’ndan önce yaptığı toplantıda, “Mevzuatta yok ama, tabu değil. En kısa zamanda, sorunu çözeceğim…" açıklamasında bulunmuştu.

Nitekim, geçtiğimiz günlerde elektronik postamıza gelen bir haberden öğrendik ki, Mehmet Atalay, azınlık gazetelerine verilen sözü tutmuş ve ayakta kalma mücadelesi veren Apoyevmatini, İho, Jamanak, Marmara, Agos ve Şalom gazetelerinin hesaplarına, toplam 250 bin liralık bir kaynak aktarmış. Aktarılan bu kaynaktan, “Apoyevmatini” ile İstanbul Rum Azınlığı’nın diğer bir günlük gazetesi olan “İho” da, 45’er bin liralık, pay almışlar…

İşte bu yardım sonrasında, Apoyevmatini Gazetesi Sahibi ve Genel Yayın Yönetmeni Mihail Vasiliadis de, yaptığı bir açıklamada, duygularını ifade ederken şu cümleleri söylemiş: “O gece heyecandan, sevinçten uyuyamadım. 6 – 7 Eylül olaylarından sonraki travmanın ardından, kendimi ilk kez, vatanımda hissettim…”.

Yani bir başka ifadeyle Vasiliadis, şunu söylemiş: “6 – 7 Eylül olaylarından sonra, Türkiye’yi vatanım olarak görmüyordum, göremiyordum. Türkiye’de kendimi, bir yabancı gibi hissediyordum…”.

Herhalde bu sözleri en iyi anlayacak olanlar, Yunanistan’da yılladır bin bir türlü baskı ve ayrımlara maruz kalan, 29 Ocak’larda saldırıya uğrayan Batı Trakya Türk Azınlığı mensupları olsa gerek. Öyle ya, askere gitmek, vergi vermek gibi tüm vatandaşlık görevlerini eksiksiz yerine getirmelerine, hatta ve hata vatanları için gerektiğinde can vermiş olmalarına rağmen, ülkeleri tarafından hep bir düşman gibi görülen, ikinci – üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Türk Azınlık mensuplarından başka, bu sözlerin anlamını kim daha iyi bilebilir ki?

Gerek kimi yetkililerin, gerekse Yunan Basını’nın, Azınlık mensuplarını sıkça suçladığı veya eleştirdiği noktalardan birini, insanımızın, Yunanistan’ı gerçek anlamda vatanı olarak görmemesi, görememesi gelmektedir. Öyle sanıyorum ki, Vasiliadis’in sözleri, bu kişilere de bir cevap niteliğindedir. Bu sözlerden de anlaşılacağı üzere, demek ki insanlar, ayrımlara maruz kaldıklarında, dışlandıklarında veya kendileriyle yeterince ilgilenilmediğinde, vatanlarında, kendilerini yabancı gibi hissedebiliyorlar. Kaldı ki, bir de Batı Trakya Türk Azınlığı’nın Yunanistan’da yıllardır yaşadığı, durumu göz önünde bulundurun…

Azınlık haklarından yararlanmak şöyle dursun, vatandaşlık haklarından bile, bugüne – bugün hâlâ tam ve eksiksiz olarak yararlanamıyor. Belki artık, sürücü ehliyeti, inşaat izni alabiliyor; taşınmaz mal edinebiliyor. Peki ama, ya diğer haklar ne olacak?

Şimdi sorarım sizlere: Bölge nüfusunun yarısını oluşturmasına rağmen, kamu kurum ve kuruluşlarında kaç tane Azınlık mensubu memur var? Orduda, kaç tane Azınlık mensubu subay görev yapıyor? Yine, Emniyet teşkilatında kaç tane Azınlık mensubu polis var? Bu soruları, daha çok uzatabiliriz; ama gerek yok…
 
Keşke ülkem Yunanistan da, Azınlık Hakları konusunda bundan böyle Türkiye’yi örnek alsa ve bizler de kendimizi, artık gerçekten, vatanımızda hissetsek…

 

Sezer Rıza, Cumhuriyet Gazetesi

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ