Türkiye ile Batılı devletler arasındaki savaşı sona erdirmek amacıyla
toplanan Lozan Konferansı sırasında, 30 Ocak 1923 tarihinde, TBBM
Hükümeti ile Yunanistan hükümeti arasında “Halkların Mübadelesi
Sözleşmesi” imzalanmıştır. Bu sözleşme, Türkiye ile Yunanistan
arasında, 1 Mayıs 1923 tarihi itibariyle mecburi nüfus mübadelesini
öngörmektedir. Buna göre Türkiye’de yaşayan Rumlarla, Yunanistan’da
yaşayan Türkler mübadele edilecek, ancak 1912 yılındaki yasa ile
sınırlandığı şekliyle İstanbul Belediyesi (Şehremaneti) sınırları
içinde, 30 Ekim 1918 tarihinden önce yerleşmiş bulunan Rumlarla, 1913
Bükreş Anlaşması’yla sınırları çizilen Batı Trakya’nın batı sınırının
doğusunda yaşayan tüm Müslümanlar mübadele dışında tutulacaktır. Burada
Batı sınırının özellikle belirtilmesi, Batı Trakya’nın Bükreş Anlaşması
öncesindeki sınırlarının daha geniş bir alanı kapsamasından
kaynaklanmaktadır. Nitekim 1913’de kurulan Batı Trakya Hükümet-i
Müstakilesi’nin sınırları daha geniş olup, Kavala şehrini de içine
alacak şekilde batıda Struma Nehri’ne kadar uzanmaktadır. Mübadele
Sözleşmesi’ni uygulamak üzere, Türk ve Yunan temsilcilerinin de dahil
olduğu milletlerarası karma bir komisyon kurulmuş ve Ekim 1923’ten
itibaren çalışmalara başlamıştır. Mübadele kapsamında Türkiye’den
Yunanistan’a 1 milyon 200 bin, Yunanistan’dan Türkiye’ye de 500 bin
kişi göç etmiştir. Ancak sözleşmenin komisyon tarafından uygulanmaya
başlanması ve mübadele işlerinin ele alınması ile birlikte “etabli”
(yerleşik) ifadesinin kapsamı konusunda Türk ve Yunan temsilcileri
arasında, deyimin yorumlanması açısından görüş ayrılığı çıkmıştır.
Türkiye’ye göre, “etabli” Türk kanunlarına göre tespit
edilecektir. İstanbul’da mümkün olduğu kadar fazla sayıda Rum bırakmak
isteyen Yunanistan ise, her ne suretle olursa olsun, 30 Ekim 1918’den
önce İstanbul’da bulunan her Rum’un “etabli” sayılması
gerekeceğini ileri sürmüştür. Bu görüş ayrılığından doğan anlaşmazlık,
Milletler Cemiyeti’ne havale edilmiş ve meselenin hukuki niteliği
dolayısıyla Milletlerarası Daimi Adalet Divanı’ndan “istişari mütalaa”
istenmiştir. Divan’ın Şubat 1925’te yaptığı yorum da anlaşmazlığı
çözmeye yetmemiştir. 1 Aralık 1926’da ve 10 Haziran 1930’da Türkiye ile
Yunanistan arasında imzalanan iki anlaşma bu sorunu çözmüş ve sonuçta
yerleşim ve doğum tarihleri ne olursa olsun İstanbul Rumları ile Batı
Trakya Müslümanlarının tamamına “etabli” denmiştir. Lozan
Anlaşması tek yanlı olmayıp “karşılıklılık” ilkesi üzerine kurulmuştur.
Diğer anlaşmalardan farklı olarak, sadece Müslüman azınlıkların durumu
ile ilgili olan bu anlaşma Yunanistan’ın tanıdığı tek anlaşma olmasına
rağmen yine Yunanistan tarafından sık sık ihlal edilmektedir.
Yunanistan, Türkiye sınırına yakın bir bölgede önemli sayıda bir Türk
toplumunun varlığından rahatsızlık duyduğundan, anlaşmalara aykırı
olarak, Batı Trakya’ya Rum göçmen yerleştirmek suretiyle bölgeyi
Helenleştirmeye çalışmaktadır. |