14 Kasım 1913’te Osmanlı Devleti ile Yunanistan arasında imzalanan
Atina Anlaşması, Batı Trakya’da yaşayan Müslüman Türk azınlık açısından
Yunanistan’a en fazla sorumluluk getiren anlaşmadır. Bu anlaşmanın 2.
maddesine göre 1830 Londra Protokolü ile 1881 tarihli İstanbul
Sözleşmesi’nin hükümleri yürürlükte kalmaya devam edecektir. Anlaşmanın
11. maddesi, Batı Trakya’daki Müslüman Türk azınlık açısından oldukça
önemlidir. Buna göre Yunanistan’a bırakılan topraklarda kalanların
yaşam, mal, din ve gelenekleri güvence altına alınacak ve bu insanlar
Yunan kökenli vatandaşlarla aynı haklara sahip olacaktır. Ayrıca,
dinlerinin gereklerini de açık bir şekilde yerine getirebileceklerdir.
Halife sıfatıyla Padişahın ismi de hutbelerde okunmaya devam edecektir.
Müslüman toplumların yönetimi konusunda ise anlaşmada şu hükümler yer
almaktadır: Halihazırda mevcut olan veya sonradan oluşacak olan Müslüman toplumların muhtariyetine ve hiyerarşik yapısına dokunulmayacaktır. Sahip oldukları gayrimenkul ve fonlara el konulmayacaktır. Müslümanların dinî liderleri ile aralarındaki ilişkilere müdahale
edilmeyecek; bu dinî liderler, İstanbul’daki Şeyhülislamlık makamına
bağlı olmaya devam edeceklerdir. Müftüler, Müslüman halk tarafından seçilecektir. Baş müftü, Yunanistan’daki bütün müftülerin seçecekleri üç aday
arasından Yunan Kralı tarafından atanacaktır. Bu atamayla birlikte
Osmanlı padişahı, kendisine bir belge göndererek görevlerini yerine
getirmesini sağlayacaktır.
3 Numaralı Protokol 1913 Atina Anlaşması’na üç protokol eklenmiştir. Anlaşmanın 2.
maddesiyle “bütün Yunanistan topraklarında” geçerli kılınan 3 Numaralı
Protokol, Müslüman cemaatlerin tüzel kişiliğinin tanınması açısından
büyük önem taşımaktadır. Buna göre; baş müftü ve müftüler Yunan
memurlarının sorumluluk ve yetkilerine, aynı zamanda baş müftü de
müftüleri mali ve dini açıdan denetleme yetkisine sahip olmaktadır.
Ayrıca Müslümanlara ait özel okullar ve bunların gelirleri de Yunan
yönetimi tarafından tanınmaktadır. Bu okullarda eğitimin, resmi
programa uymak ve Yunanca öğretimi zorunlu olmak şartıyla Türkçe
yapılması öngörülmektedir. Yunanistan, 1981 yılında 3 Numaralı
Protokol’ün Lozan Anlaşması ile kaldırıldığını iddia etmiştir. Ancak,
bundan sonra Yunanistan, üzerinde Müslümanların yaşadığı başka bir
toprak parçasına daha sahip çıkacak olursa, bu Protokol, o toprak
parçası üzerinde de geçerli olacaktır. Çünkü 3 Numaralı Protokol’e göre
anlaşma, yalnızca “Yunanistan’a bırakılan topraklar için” değil,
“Yunanistan’ın bütün toprakları için” geçerli kılınmıştır. |