RAMAZAN DAVULU Ramazan ayının girmesinden birkaç gün önce köyün gençleri aralarında
toplanırlar. Ramazan ayı boyunca kimlerin davul çalacakları belirlenir
ve liste hazırlanır. Davul çalma olayına genellikle gençler talip
olmaktadır. Bir ay boyunca çalınan davuldan sonra nihayet bayrama
ulaşılır. Davul çalma bayram sabahı da devam eder ve insanlar bayram
namazına kaldırılır. Bu gelenek bu gün dahi sürdürülmektedir. Bayram
sabahı bütün herkes gibi davul çalan gençler de bayram namazına
giderler. Namaz çıkışında evlerine gitmeyip, bütün köyün hanelerini tek
tek dolaşırlar ve bayram kutlarlar. Bu arada bahşiş olarak oyalı mendil
ve para da toplarlar. Toplanan mendil ve çevreler uzun bir ağaç tahtaya
sıra sıra bağlanır ve bayrak gibi dalgalandırılır. Bu tahtaya da zaten
“bayrak” denmektedir. Bütün köy halkı bu anı sabırsızlıkla bekler. Daha
sonra toplanan paraların bir kısmı ile köy gençleri çeşitli eğlenceler
tertip ederler, diğer kısmı ise köyün çeşitli ihtiyaçlarına kullanılır. DEVE Deve geleneği de Kurban Bayramı’nın birinci akşamı düzenlenir. Bu
geleneğe genelde gençler ve orta yaşlılar katılır. Günler önceden
hazırlıklar yapılır. Burada önemli olan devenin yapımıdır. Deve yapmak
için uzunca bir merdiven bulunur ve altına iki kişi girer. Merdivenin
üzerine yere kadar sarkacak şekilde bir kilim örtülür. Kilim, devenin
sırtında olduğu gibi çeşitli yerlerinden kabartılır. Deveye bir de
akıcı tayin edilir. Deve alayında, gelin, damat, arap, kız, oğlan,
doktor gibi hayatın çeşitli alanından tiplemeler bulunur. Deve,
kısacası eğlenmek için yapılan bir adettir. Olayda eğlenme olunca,
davul-zurna da mutlaka bulunurdu. Davul-zurnasız deve de olamazdı. Deve
alayı, çeşitli oyunlar oynayarak haneleri tek tek dolaşır ve bahşiş
toplardı. Kurban bayramı olması sebebiyle et de verilirdi. Bunun
yanında tercih edilen paraydı. Gelin kılığına girmiş oğlan ve damat
gittikleri her hanede el öperlerdi. Gelin ve damatın bahşişleri ayrı
toplanırdı. Gelin o kadar aslına benzerdi ki, bazı yaşlı kişiler
bunları kızlardan zannederlerdi. Bazen şaka mahiyetinde, alaydan,
kızlardan bir tanesi seyirciler tarafından kaçırılmak istenir. Bu olaya
arap denilen kişi tepki gösterir ve kızı kurtarmaya çalışır. Deve
alayında sadece erkekler rol alabilmektedir. Haneler dolaşılmaya
başlandığında büyük bir kalabalık toplanır. Kalabalık çabuk ilerlemez,
zaman zaman mola verir. Bu molalar esnasında bütün herkes oyuna
katılır, böylece büyük bir eğlence yaşanmış olurdu. Deve, gecenin geç
saatlerine kadar devam ederdi. Gecenin sonunda toplanan bahşişler
katılımcılar arasında paylaştırılırdı. Eğer yiyecek de toplanmış ise,
bir evde toplanılır ve yenirdi. Deve olayı her yıl muntazam olarak
düzenlenirdi. Şimdilerde ise bu güzel adet bazı köylerde
yaşatılmaktadır. BAYRAMLAŞMA Batı Trakya Türkleri dini bayramlarına büyük önem vermektedirler.
Bayramlarda büyükler, akrabalar ve hastalar ziyaret edilir ve onların
hal-hatırları sorulurdu. Bayram sabahı yemekten sonra önce, en yakın
akrabalar ziyaret edilir, daha sonra uzak olanlara gidilirdi. Bayramda
en çok sevinen ise çocuklardı. Çocuklar bütün köy hanelerini dolaşırlar
ve bahşiş toplarlardı. Eskiden bahşiş yerine mendil, şeker veriliyordu.
Şimdilerde ise para verilmektedir. Daha günler öncesinden, bayram
gelecek denerekten bozuk para yaptırılır ve çocukların hakları
ayrılırdı. Köyün akraba ve komşu olmayan kişileri ise yolda
karşılaştıklarında bayramlaşırlardı. Bayramlaşma bazı bölgelerde
farklılıklar da göstermektedir. Örneğin Şapçı kasabasında, köyün
erkekleri,bayramın birinci günü, öğlen namazını takiben cami çıkışında
bayramlaşmaktadırlar. Camiden çıkan sıraya girmekte ve böylece büyük
bir halka oluşturulmakta ve küçükler büyüklerin bayramlarını
almaktadırlar. Bu törene Şapçı kasabasında dükkanı olan esnaf, belediye
başkanı ve eskiden askeri kişiler de katılırlardı. Günümüzde ise bu
tören her yıl aynı şekilde devam etmektedir. Tören bitiminde insanlar
arsında küçük çaplı sohbetler de edilirdi. Buradaki törenden sonra,
Şapçı erkekleri, artık, kendi aralarında bayramlaşmazlardı. |