Koca Yayla eteklerinde, Gümülcine'den yaklaşık 80 km.
uzaklıkta, Osmanlı döneminden kalma köylerimizdendir. Dağ ve dere
yataklarıyla örtülü olan Hebilköy, doğal kaynak sularıyla ün
kazanmıştır. Köyde şebeke suyu olmamasına rağmen her ailenin kendi
başına suyu vardır ve bu su kayın suyudur.
Köy; aşağı, yukarı ve orta mahalle olmak üzere üç mahalleden
oluşmaktadır. Deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 750 metre
civarındadır. Gümülcine'nin kuzeyinde Güneydoğu istikametinde, yatay
arazi üzerinde bulunan Hebilköy, Rodop vilayetinin kuzeyinde Evros
vilayetinin ise batısında yer almaktadır. Günümüzde Yunanistan sınırları
içerisinde, Sirkeli Merkezli Kozlukebir belediyesine bağlı, Rodop
dağları üzerinde, Bulgaristan sınırına yaklaşık 2-3 kilometre mesafede
olan dağ köylerimizdendir. Komşu köyleri, Güneybatı tarafında Hacıören
ve Musacık, Güneydoğu tarafında ise Sallıncak ve Mehrikoz’dur.
Köyün çekirdek aileleri; Körosman, Delibekir, Alaca, Daldaban, Çavuş, Eskici, Küçük, Nalbant, ve Delimolla’lardır.
1950'li yıllarda köy halkının bir bölümü (Evros-Meriç bölgesi)
Babalar ve Ruşenler köylerine göç etmiş. Son dönemde ise genç nüfus
Gümülcine - Tuzçuköy yakınları başta olmak üzere Büyük Doğanca
köylerinden arsa alıp ev yaptırmakta ve bu köylerde yaşamlarını
sürdürmektedirler. Ayrıca 1974'te Kıbrıs olayları esnasında Bursa'ya da
göçün yaşandığı bilinmektedir. Günümüzde köy 100 hane civarındadır. 2011
nüfus sayımında köyün nüfusu 325 kişidir.
Köyün merkezinde bulunan sağlık ocağı haftada bir kez köylüye hizmet vermektedir.
Yardımseverliği ile ün yapmış Hebilköy’de günümüzde de yardımlaşma
çok önemlidir. Hoşgörülü insanların yaşadığı köyde birbiriyle
geçinemeyen, konuşmayan veya kavga etmiş kişi yoktur.
KÖYÜN TARİHÇESİ
Köyün kuruluş tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte, köye ilk
gelenlerden birinin "Halil" isminde bir kişinin olduğu söylenmektedir.
Eski yıllarda köy isminin, “Halilviran” olduğu ve köyün isminin bu
kişiden geldiği tahmin edilmektedir.
Bir rivayete göre, Halil'in Bulgaristan'ın Filibe hapishanesinden
firar ettiği, Hebilköy'e yerleştiği, burada birçok kadınla evlendiği,
çocukları olduğu ve böylece köyün çoğaldığı anlatılır. Ayrıca bazı
kişiler de Halil’in mezarının Hebilköy Camii'nin arka kısmında olduğuna
inanır.
Bir rivayete göre de; Halilviran köyü, etrafta bulunan küçük ve
birbirine benzer yerleşim yerlerinin (kulübe) bir araya toplanmasıyla
oluşmuş. Benzeyen yerleşim yerlerine 'Hep bir köy' tabirini kullanan
bölge halkı zamanla buraya “Hebilköy” adını vermiş.
ULAŞIM
Hebilköy'e ulaşım karayolu üzerinden gerçekleşmektedir. Köye devlet
otobüsü gitmediğinden herkes ulaşımını kendi imkanlarıyla sağlamaktadır.
Gümülcine'den Şapçı (Sapes) yolunu takip ederek, Kozlukebir (Ariana)
çıkışı, Baldıran (Neasanta) köyünden Mehrikoz (Kehros) nahiyesi
üzerinden yapılmaktadır. Hebilköy'ün Mehrikoz köyüne uzaklığı yaklaşık
15 km. civarındadır. Bir diğer yol, Hemetli üzerinden ve Evros-Meriç
bölgesi köylerinden de gerçekleşmektedir.
KÖY HALKININ GEÇİM KAYNAĞI
Doğa yapısı gereği Hebilköy modern makine ve üretim araçlarına pek
müsait değildir. Köy halkının geçim kaynağı genelde dış kaynaklı olup
(Hollanda, Almanya, Gümülcine vs.) yalnızca kendi tüketimleri için tarım
ve hayvancılıkla uğraşırlar. Köyde fasulye ve patates üretimi
yaygındır. Hayvancılık olarak ise genelde büyükbaş hayvan bakıcılığı
görülmektedir. Köyde bir demir ustası (demirhane) ile bir semerci (semer
ustası) bulunur. Köyün üç kahvehanesi vardır bu kahvehanelerde halka
market türü, alışveriş yapma olanağı da sağlanmaktadır.
EĞİTİM
Köyün ilkokulunda 2 Yunanlı öğretmen ile 2 Türk öğretmen 22 öğrenciye
eğitim vermektedir. Ayrıca köy cami odasında öğrencilere Kur'an Kursu
dersleri düzenli olarak verilmektedir. İlkokulu bitiren örgenciler,
ortaokul eğitimlerine genelde Gümülcine'de Medrese-i Hayriye talebesi
olarak devam etmektedirler. Bu öğrencilerden birçoğu da yatılı olarak
yurtta kalmaktadır.
KÖY CAMİİ - MEZARLIĞI
Hicri 1180 tarihinde "Hasan Paşa" tarafından yaptırıldığı bilinen
Hebilköy Camii, günümüze birçok evrelerden geçerek gelmiş. Cami son
olarak köy halkı tarafından Hicri 1413 Miladi 1992 tarihinde minare ve
çevresi başta olmak üzere onarılmıştır.
Hebilköy’de bugün kullanılan mezarlık köyün dışında yer almaktadır.
Hebilköy Camii’nin arka ve bir bölümü de ön bahçe kısmında, tarihi çok
eskiye dayanan mezar taşları bulunmaktadır. Bazı mezar taşlarının "ulema
tipi" üst bölümü, baş ve sarık şeklinde olanları maalesef tahrip
edilmiştir. Köyün farklı yerlerinde tarihi çok eskiye dayanan
mezarlıkların da olduğu görülmektedir. Yazılı olarak 300 yıllık mezar
taşları bulunmaktadır.
KÖYÜN YETİŞTİRDİĞİ ÖNEMLİ İSİMLER VE İLKLER
Ömer Aşık - Türkiye’de Milli Basketbolcu
Ahmet Osman Pehlivan - Fizyoterapist
Mehmet Nizam - Mimar
Zehra Osman Pehlivan - Hemşire
Ahmet Hatip - Piskolog
Hasan Alaca - Öğretmen
Ahmet Delibekir - Öğretmen
Hasan Palsak - Öğretmen
Ahmet Cafer - Öğretmen
Adnan Alaca - Öğretmen
Ali Nalbant - Öğretmen
Mehmet Paslak - Öğretmen
Ahmet Kara - Öğretmen
Ayhan Yunus - Öğretmen
Hasan Bekirusta - Öğretmen
KÖYDEKİ TARİHİ ESERLER:
Hebilköy'de, Osmanlı döneminden kaldığı bilinen birçok tarihi eser mevcuttur. Bunlardan başlıcaları; Hasan Paşa tarafından yaptırıldığı bilinen (Osmanlı mimarisine örnek) üç adet kemerli köprü. Bu köprülerin günümüzde hala tahribata uğramamış ve kullanılıyor olması dikkat çekmektedir.
Köyde herkesçe bilinen Hasan Paşa'nın hikayesi de şöyledir:
Hasan Paşa, o dönemde öksüz olan ve köy halkına çobanlık eden birisidir. 13-14 yaşlarında askere gönderilmiştir. (O dönemde köy muhtarlarının, ordunun isteklerine göre köyden genç ve güçlü olanları askere gönderdikleri söylenir.) Köy halkına bir zamanlar çobanlık eden Hasan, görevindeki üstün başarılar nedeniyle paşalığa yükselir ve uzun yıllar sonra köyünü ziyarete gelir. Bir süre köyünde kalan Hasan Paşa, köydeki camii ve kemerli köprüleri yaptırır. Hasan Paşa’nın köye tekrar gelip gelmediği kesin olarak bilinmemektedir.
Hebilköy'de tahrip olmuş birçok su değirmeni de bulunmaktadır. Bu değirmenlerden ikisi günümüzde tüm olumsuz şartlara rağmen, bölgenin yaşça en büyüğü olan "Hatip Mustafa dede" tarafından işletilmektedir. Bunun yanında köyde çok sayıda pınar ve çeşme bulunmaktadır. Köy içerisinde merkezi konumda olan, iki büyük tarihi su çeşmesi inşa edilmiştir. O dönemde çeşmelerin köy halkı tarafından çamaşır yıkamak için kullanıldığı söylenmektedir.
Köy evlerinin yapı mimarisi ise genelde taş ve çatı bölümünün üst kısmı 'tikla' taşlardan oluşmaktadır.
KÖYDE MEVKİ ADLARI:
Cevizdere, Ayvacık, Kuruağaç, Eşeköldü, Bezirgandere, Çiftlik, Kokardere, Yılanlı, Şumak, Bostanlık.
GELENEK VE GÖRENEKLER:
Hebilköy halkının geçmişten günümüze yaşattığı kendine özgü, iki tür geleneksel etkinliği vardır. Bunlardan biri “Kırk kurbanı” diğeri de “Sultan” etkinliğidir.
Kırk kurbanı Haziran ayının ikinci haftası, Hebilköy'ün yaklaşık bir kilometre dışında, dağların eteklerinde bir yerde yapılmaktadır. Etkinlik alanına sadece erkekler gider, kadınlar ise köyün içinde bu geleneği sürdürmektedir. Kırk kurbanına katılan misafirlere geleneksel "bakırlama" yemeği ikram edilmektedir.
Sultan etkinliği de, Ekim ayı sonunda köy içerisinde merkezi konumda olan, iki tarihi su çeşmesi yakınlarında yapılmaktadır. Osmanlı döneminden kaldığı bilinen ve Sultan Süleyman adına yapılan bu etkinlik, halkın kendi arzularına göre götürdükleri malzemeleri topluca pişirip, köy halkına ziyafet vermesi olarak bilinir.
Bu önemli gelenekler dışında Hebilköy’de köy gençlerinin yaşattığı, diğer köylerde de uygulanan “Toprak Bastı Parası” geleneği vardır. Toprak Bastı Parası Geleneği; gelinin kendi köyü dışındaki bir köyden veya şehirden biriyle evlenmesi sonucu damat tarafından gelinin köyünden olan, bekar kız ve erkek gençlere verilen ve gençlerin istedikleri gibi kullanabilecekleri paradır. Köy gençleri bu parayı genellikle topluca katıldıkları piknikte kullanmaktadırlar.
Hebilköy’de son yıllarda Kadir Gecesinde mevlit ve Ramazan ayında da iftarlar düzenlenmektedir. Ayrıca köyün cami odasında öğrencilere Kur'an Kursu dersleri düzenli olarak verilmektedir.
Hebilköy'de son dönemde, gelenek halini almış olan başka bir uygulama da vardır. Her yıl şampiyon olan takımın renkleri, köyün karşı tarafında bulunan ve aynı zamanda köy tarafından da görülebilen bir yerde kayaların boyanması şeklinde, günümüzde kendi takımının fanatikleri tarafından rekabet halinde uygulanmaya devam etmektedir.
Bölgenin geleneksel yiyeceklerinden en dikkat çekici olanı da “Kaçamak”tır. Kaçamak; mısır ununu, su ile karıştırarak hamur halinde pişirilen, tereyağı ve genellikle üzerine sıvı pekmez veya toz şeker ilave edilerek sıcak olarak yenen bir tür ekmek tatlısıdır.
KÖYDE GİYİM KUŞAM:
Köydeki kadınlar hala, yöresel kıyafetleri olan ferace ve şalvar türü giysileri kullanmaktadırlar.
Not: Araştırmamıza katkıda bulunan Ahmet Delibekir ve Orhan Delibekir’e teşekkür ederiz.